AB SINIRDA KARBON DÜZENLEME MEKANİZMASI (SKDM/CBAM)
OMNIBUS DEĞİŞİKLİKLERİ VE 2026 ACİL EYLEM PLANI
1. ÖZET
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM / CBAM), karbon kaçağı riskini azaltmak ve AB’nin iklim hedeflerini korumayı amaçlayan bir sistem olarak tasarlanmıştır. Bu mekanizma AB’ye ithal edilen belirli ürünlerin üretimi sırasında ortaya çıkan emisyonlara bir maliyet yüklemektedir.
Uygulama, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında Paris İklim Anlaşması’nda verilen taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. SKDM, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilmiş; 1 Ekim 2023’te geçiş dönemine girmiş, 1 Ocak 2026 itibarıyla tam uygulamaya konulacaktır.
AB Komisyonu tarafından kabul edilen ve Ekim 2025’te yürürlüğe giren “Omnibus” (Basitleştirme) Tüzüğü, oyunun kurallarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Özellikle KOBİ’ler için getirilen 50 tonluk muafiyet ve sertifika satışlarının başlama tarihinin revizesi, ihracatçılarımız için hayati önem taşımaktadır.
Başlangıçta demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen olmak üzere altı öncelikli sektör kapsama alınmıştır. Türkiye gibi AB ile yoğun ticaret yapan ülkeler için bu mekanizmanın sonuçları önemlidir zira 2026’dan itibaren karbon fiyatlandırma sistemini kendi içinde kurmayan veya üretim süreçlerini belgelendiremeyen ihracatçılar, AB sınırında karbon sertifikası satın almak zorunda kalacaktır. Bu da ihracat maliyetlerini doğrudan artıracaktır.
2. SKDM/CBAM NEDİR?
AB’nin karbon kaçağı riskini azaltmayı hedefleyen bir sınır düzenleme aracıdır. Temel mantığı, ithal edilen ürünlerin üretiminde ortaya çıkan gömülü karbon emisyonlarına AB içindeki üreticilerle aynı düzeyde bir maliyet yüklemektir.
Amaçları: Aslında, Avrupa Birliği 2005 yılından beri Emisyon Ticaret Sistemini uygulamaktadır ve bu sayede kendi üreticilerine karbon maliyetleri konusunda yükümlülükler getirmektedir. Ancak bazı üreticiler, getirilen karbon maliyetinden kaçınmak için üretimlerini AB dışına kaydırarak bu sistemi dolanarak oluşturulan bu sistemi kötüye kullanmaktadır. SKDM işte bu karbon kaçağını önlemeyi hedefe almıştır.
SKDM, AB içindeki ETS’ye aslen paralel bir yapı kurmuş ve ithal ürünlerde de benzer bir karbon maliyeti getirmiştir. Böylece, çevre yükümlülüklerinin AB sınırlarının dışına da çıkmasını sağlayarak küresel bazda temiz üretimi teşvik etmeyi ve sistemden kaçacak bir boşluk kalmamasını amaçlamaktadır.
Amaçlar kısaca,
- Karbon kaçağını önlemek
- AB işletmelerinin rekabet gücünü korumak
- Küresel iklim hedeflerine katkı sağlamak
- Dış ticaret ortaklarını daha temiz üretime teşvik etmek şeklinde özetlenebilir.
Yasal Zemin ve Takvim
SKDM 1 Ekim 2023 tarihinde yürürlüğe giren tüzükle (AB Komisyonu Tüzüğü 2023/956 vd.) resmen uygulamaya alınmıştır.
- Geçiş Dönemi (1 Ekim 2023 – 31 Aralık 2025) : Bu dönemin amacı, 1 Ocak 2026’dan önce gerekli verileri toplamak olup ithalatçılar sadece her çeyrek dönem için raporlama yükümlülüğüne tabidir; herhangi bir mali yük söz konusu değildir.. Avrupa Komisyonu, raporlama yükümlülükleri konusunda işletmelere rehberlik sağlamak amacıyla çeşitli kılavuzlar, araçlar ve eğitim materyalleri sunmaktadır.
- Tam uygulama dönemi (1 Ocak 2026 – …) : Bu tarihten itibaren ithalatçılar, ithal ettikleri ürünlerin gömülü karbonu için SKDM sertifikası satın almak zorunda olacaktır. Sertifika fiyatları, AB Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki karbon fiyatlarıyla uyumlu şekilde belirlenecektir. İthalatçıların ayrıca AB’de “yetkilendirilmiş beyan eden” statüsü almaları gerekecek ve bu statü sayesinde SKDM portalı üzerinden işlemlerini yapabileceklerdir. Eğer ihracatçı ülke (örneğin Türkiye) kendi içinde karbon vergilendirme sistemini kurar ve bu maliyetleri belgelendirirse, AB sınırında çifte ödeme yapılmayacaktır.
3. BAŞLANGIÇTA KAPSAMA GİREN SEKTÖRLER
AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile 2005 yılından bu yana uyguladığı Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) eşdeğer bir karbon fiyatlandırması yaparak bu fiyatlandırmayı şimdilik altı sektörde birlik içine ithal edilen ürünlerde uygulamayı planlamaktadır. Bu sektörler;
- Demir-Çelik
- Alüminyum
- Çimento
- Gübre
- Elektrik
- Hidrojen
Öncelikli sektörlerin belirlenmesinin altında yatan temel sebep, bu sektörlerin AB ETS içinde %45 sera gazı salınımı oranına sahip olarak emisyon yoğunluğunun en yüksek sektörler olmasıdır.
Türkiye’de de 2016’dan bu yana bu sektörlerde sera gazı izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülükleri uygulanmaktadır. Bu sektörlerin Türkiye’nin toplam emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.
Uzun vadede, 2030’a kadar AB ETS kapsamındaki tüm sektörlerin SKDM’ye dahil edilmesi planlanmaktadır. Bu nedenle, işletmelerin gelişmeleri yakından takip etmesi ve hazırlıklarını buna göre yapması büyük önem taşımaktadır.
4. OMNIBUS DEĞİŞİKLİKLERİ: YENİ KURALLAR NELER?
Ekim 2025’te kabul edilen Omnibus Tüzüğü ile SKDM uygulamasında şu kritik değişiklikler yapılmıştır:
- “De Minimis” Eşiği (50 Ton Kuralı): Daha önce sevkiyat başına 150 Euro olan muafiyet sınırı kaldırılmıştır. Bunun yerine, bir takvim yılında toplam 50 ton veya daha az SKDM kapsamındaki ürünü (demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre) AB’ye ithal eden ithalatçılar için muafiyet getirilmiştir. Ancak bu muafiyet Elektrik ve Hidrojen sektörleri için geçerli değildir.
- Sertifika Satışlarında Erteleme: İthalatçıların SKDM sertifikalarını satın alma zorunluluğu teknik olarak 2026’da başlasa da, sertifika satışlarının fiilen başlaması 1 Şubat 2027 tarihine ertelenmiştir. Ancak bu bir “af” değildir; 2026 yılı emisyonları için ödeme yükümlülüğü bakidir, sadece tahsilat ve mahsuplaşma mekanizması 2027’de gerçekleşecektir.
- Beyan Tarihi Değişikliği: Yıllık SKDM beyanının sunulması için son tarih, takip eden yılın 31 Mayıs’ı yerine 30 Eylül olarak değiştirilmiştir. İlk beyan 30 Eylül 2027’de yapılacaktır.
5. TÜRKİYE’DE HAZIRLIK YAPMASI GEREKEN SEKTÖRLER VE SKDM’NİN TÜRKİYE’YE ETKİLERİ
Türkiye’de de SKDM en çok yukarıda sayılan sektörleri etkileyecektir. Ayrıca, üretim sürecinde kullanılan elektriğin üretiminden kaynaklanan dolaylı emisyonlar da hesaplamaya dahil edilecektir.
Ayrıca dikkat edilmelidir ki, Türkiye, AB’ye benzer bir karbon fiyatlandırma sistemi kurma sürecindedir ve bunu AB’ye belgelerse, ihracatta ek bir vergi ödemesine gerek kalmayacaktır.
Olası Etkiler
- İhracat maliyetinde artış: Türk ihracat firmaları, SKDM kapsamındaki ürünleri AB’ye ihraç ederken karbon sertifikası maliyetiyle karşılacağı için ihracat maliyetleri artacak ve rekabet olumsuz etkilenecektir.
- Yeşil dönüşüm baskısı: Şirketler, rekabet gücünü korumak için üretim süreçlerini karbon açısından daha verimli hale getirmek zorunda kalacak.
- Sektörel etki: Öncelikli olarak belirlenen sektörler daha fazla etkilenecektir. Bu sektörlerin üretim süreçlerini daha çevreci hale getirmeleri için bütçe ayırması gerekecek ve bu durum tüketiciye zam olarak yansıyacaktır.
- Yeni İş Fırsatları: Çevreci teknolojilere yatırım yapıp düşük karbonlu üretim yöntemleri geliştiren ve karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen start-uplar kurulması Türkiye’yi AB pazarında avantajlı konuma getirir.
- Belgelendirme yükümlülüğü: İthalatçıların ve dolayısıyla üreticilerin emisyon hesaplama, raporlama ve doğrulama süreçlerini kurmaları gerekecektir. Geçiş döneminde (2023–2025) raporlama zorunluluğu varken; tam uygulamada döneminde (2026-…) ise mali yükümlülük başlayacaktır.
Türk İşletmeler İçin Öneriler
- AB’deki ithalatçılarınızın (veya dolaylı temsilcilerinizin) 2026 başlamadan önce mutlaka “Yetkilendirilmiş SKDM Beyan Eden” (Authorized CBAM Declarant) statüsü başvurusunu tamamlamasını sağlayın. Bu statü olmadan mal çekimi gümrükte durdurulabilir.
- Üretim süreçlerindeki doğrudan/dolaylı emisyonları belirleyerek veri toplama, raporlama, altyapısı kurulmalı ve karbon ayak izi hesaplanmalıdır. 2024 sonu itibarıyla “varsayılan değerler” (default values) kullanımı sona ermiştir. 2026’dan itibaren AB gümrüklerine sunulacak verilerin, tesisinize özel gerçek üretim verileri olması şarttır.
- Üretim süreçlerindeki doğrudan ve dolaylı emisyonları belirleyerek karbon ayak izi hesaplanmalı ve bu veriler akredite kuruluşlarca doğrulanmaya hazır hale getirilmelidir.
- Müşterilerinizle olan tedarik sözleşmelerinizi gözden geçirin. SKDM sertifika maliyetlerinin ürün fiyatına yansıtılması ve veri paylaşım yükümlülükleri sözleşmelere eklenmelidir.
- Enerji tüketimini azaltacak verimlilik yatırımları yapmak ve üretimde kullanılan elektriği yenilenebilir kaynaklardan üretmeye yönelmek gerekir.
- Güncel gelişmelerden geri kalmamak adına AB mevzuatını takip etmek gerekir.
- Hukuk departmanlarınız, tedarikçi sözleşmelerini yeni maliyet kalemlerine göre yenilemeli, karbon maliyeti maddelerini sözleşmelere eklemeli, raporlama süreçlerine müdahil olarak sizi greenwashing tuzağından kurtarmalı ve tedarik zinciri durum tespitleri ile uçtan uca sürdürülebilir sürecin hukuki alt yapısını yükümlülükleriyle kurmalıdır.
- Dönüşümün sonunda hem uyumla vergisel avantaj sağlanırken, yapılan yatırımlar maliyet avantajına, çıkartılacak yeşil tahviller ve AB fonları ise finansal avantaja dönüşebilir.